Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali (BIFED) 11’inci defa Bozcaada’da düzenlendi. Dünyanın farklı coğrafyalarındaki ekoloji sorunlarına eğilen belgeseller izleyici ile buluşurken, farklı atölyeler de yine BIFED içerisinde yer aldı. Fethi Kayaalp adına verilen Büyük ödül Danimarka-Kanada ortak yapımı “Twice Colonized (İki Kez Sömürgeleştirilmiş)” filminin oldu. 100’ü aşkın ülkeden 500’e yakın belgeselin …
Yazının Devamı »2022 biterken Bozcaada Ekolojik Belgesel Festivali’ne dair
“Tersyüz edilmiş hakikatin maddi temellerinden kurtulmak; işte çağımızın kurtuluşunu oluşturan şey budur.” Guy Debord, “Gösteri Toplumu” Ayrıntı Yay. 1996 Belgesel izlemek, belki de gösteri sanatları içerisinde insan ve yaşadığı evrene dair söyleyeceği her sözü, doğruca yahut zaman zaman sanatın diğer dallarından destek alarak vermesi bakımından, çağımızın simülasyon dünyasında en doyurucu …
Yazının Devamı »Kadim Anadolu’da ‘çağdaş müzecilik’
Müze ve müzecilik kavramı, bilimsel anlamda 20. yüzyılın başlarından itibaren karşımıza çıkmaktadır. Müzeciliğin temelinin ise daha bu kavramların farkında olunmadığı dönemlerde eski kalıntılara duyulan ilgi sonucu ortaya çıkan koleksiyonculuk ile atıldığını söylemek mümkün. Zaten müzecilik tarihine baktığımızda da ilk müzelerin bu koleksiyonların bir araya getirilmesi ile oluştuğunu söyleyebiliriz. Tarihi zenginliği …
Yazının Devamı »Adanın sofraları III
1990’ların başlarından itibaren adadaki evin sofralarında konuşulanları önemseyip kulak kabartacak kadar büyümüştüm. Artık sofra sadece yemek için tertip edilen bir masadan ibaret değildi gözümde. Bozcaada’dan ve diğer adalardan (aralarında ailemizin bir kökünün dayandığı “uzak vatan” Girit de vardı), Kasımpaşa’dan Kuzguncuğa varıncaya İstanbul’un semtlerinden, dedemin babası Mehmed Şerif Bey’in esarette kaldığı …
Yazının Devamı »Aynalı
Bu güzelliğin adı “Aynalı”. Adını kızım koydu. Anı kalsın diye hikâyesini paylaşmak istiyorum. Bozcaada’dan sevgili arkadaşım Günay’la birkaç sene evvel adada keçiciliğin gittikçe azaldığına dair hasbihâl etmiştik. Günay da kendilerinin de keçi beslediğini ama gittikçe zor hale geldiğini söylemişti. Zira babası Ruhi amca yaşlanmış, Günay’ın üzerindeki iş yükü de yıllar …
Yazının Devamı »Adanın kaybolan değerleri
Cumhuriyetin kazanımlarından biri de Sümerbank fabrikalarıdır. Sonraları tüm ülkeye, en ücra köşelere Sümerbank satış mağazaları olarak dağılmıştır. Atatürk 1933 yılında sanayi ve teknolojiye destek amaçlı Sümerbank’ı kurmuş, 1935 yılında da Kayseri’ye ilk Sümerbank kumaş fabrikası, daha sonra da Nazilli kumaş fabrikası açılmış, ülkenin en mahrum bölgelerine bile dağılan mağazalarla hizmet …
Yazının Devamı »Diyojen’in üzümleri
Arada az miktarda zehir, Bu hoş rüyalar sağlar. Son olarak da çok miktarda zehir Hoş bir ölüm için. “Böyle Buyurdu Zerdüşt” Friedrich Nietzsche Simyon Amca’nın anlattığı hikâyeleri hatırlıyorum zaman zaman. Özellikle bağbozumu sonrası yüklenen kamyonların, teknelere sığmayan üzümlerin zamanına ait hikâyeleri. Bağbozumu bitince İstanbul’da alınan dairelerin, gidilen …
Yazının Devamı »Bozcaada’nın ABC’si
Adayı anlamak isteyenler için mini-rehber… Adaya hiç gelmemiş olanlar soruyorlar: “Bozcaada nasıl bir yer?” Onlara adayı kısaca özetlemeye çalışıyorum. Burada yaşamanın ABC’sini veriyorum. Adaya yeni atanmış memurlara ya da adada yaşamak isteyen serüvencilere de veriyorum bu ABC’yi. Çoğunun adayla ilgili bilgisi kısıtlı, bazıları adayla ilgi en temel olgulara yabancı. Bozcaada’yı …
Yazının Devamı »Popülerlikten uzak bir ada; Paşalimanı
Rizeli olan eşim mutlulukla çocukluğunun yaz aylarını yemyeşil ağaçlar ve çay bahçeleriyle dolu olan köyünde geçirdiğini anlatırken, “ben de çocukluğumun yaz aylarını köyde geçirdim” dediğimde gülümsedi. Ardından, “adadan köy mü olurmuş” diye de alay etti. Başkalarına komik gelebilir ama evet benim köyüm Paşalimanı adasında. Ailem adaya ilk olarak komşuları aracalığıyla …
Yazının Devamı »Evde şarap yapmak
Beklenen büyülü zamanlar geldi çattı. Bağbozumu başladı. Koskoca bir yılın emeklerinin karşılığının alınacağı zamanlar. Bazı dostlarımız üzümlerini şaraba dönüştürme serüvenine de başladılar. Öncelikle, yasal olarak her bağcının kendi ihtiyacı için 350 litre şarap yapmasına izin vardır. Ancak bu şarapların ticari olarak değerlendirilmesi yani satılması yasaktır. Elbette ev şaraplarını satın alanlar …
Yazının Devamı »Adamızın halleri
Motorla Aburga Feneri’ni döndükten sonra ,Yakar Kaptan’ın evi ve Salman Bey’in evinin arasından elektrik direğine kadar bizim sokak, evimiz görünür, kalbim heyecan, sevinç, mutluluk içinde; “çok şükür” derdim, “adamdayım.” Sıra sıra dizilmiş bembeyaz badanalı evleriyle, ihtişamlı kalesiyle, turkuaz mavi karışımı eşsiz deniziyle, kendine özgü yaşantısıyla her zaman göz kamaştırırdı adamız. …
Yazının Devamı »Can’ın ardından
Karabük’te görevliydik. Bir akşam çıkageldiler kardeşim Süleyman’la birlikte; aynı gemide askerdiler, sürpriz yapmışlar, bize uğramışlar bayram izninde. Nasıl mutlu olduk; zaten gurbetteyiz, hısım akrabalık, çocukluğumuz… Kurmuştuk sofralarımızı, gülüş cümbüş, hayaller, güzel günler görmekti dileğimiz. Can eniştemin yeğeniydi. Fakat sadece bu değildi, akrabalık da vardı babalarımızdan ötürü. Yan yana iki ayrı …
Yazının Devamı »Aklımdaki sorularla yaza merhaba
Bugün 1 Nisan. Sert bir kışın ardından gecikerek de olsa nihayet güneş ve bahar. Çayır tarafında yürüyorum. Denize doğru inen patikalardan birindeyim. Etrafım bağlarla çevrili. Tek tük yıkık eski bağ evleri var. Bu yolu oldukça seviyorum. Bağlarda ilk yapraklar çıkmaya başlamış. Yenilenme her zaman büyük heyecan katıyor hayata. Mor salkımlar …
Yazının Devamı »Islomania ya da ada tutkunluğu
Bir İngiliz yazarı olan Lawrence Durrell’in ortaya koyduğu bir kavram “İslomania”. Hadi manyaklığı demeyeyim de “ada tutkunluğu” veya “ada tutukluluğu” olarak tanımlanabilecek bir deyim. Yazarın henüz tıp literatürüne geçmemiş hastalıklar listesinde yer alıyor. Tarifine gelince; “adalarda karşı konulmaz bir çekicilik bulan insanların ruh hali” denebilir”. Bu insanları, bir adada, denizle …
Yazının Devamı »Samimiyet dolu bir ada kitabı
“Kültür Kargası”nın bu bölümünde ‘dumanı üstünde’ bir ada kitabı var: Bozcaadalı Süleyman Güner’in kaleme aldığı ve ada öykülerinden oluşan “Lodos Ağacı”. Papirüs Yayınları’ndan kısa süre önce çıkan kitap Güner’in ilk kitabı. Aynı zamanda Bozcaada Mendirek dergimizde de uzun süredir denemeleri, şiirleri ve öyküleri yayınlanan Süleyman Güner’in kitabından önce biraz kendisini tanıtalım… …
Yazının Devamı »Ne güneşler batıyor
Florida’da gördüğümüz gün batımı kutlaması adamıza çok yakıştı. Ancak bu haliyle değil. Son yıllarda adanın en popüler kültür turizmi etkinliğinin “gün batımı” haline geldiğini görünce sevinsem mi yoksa yerinsem mi bilemiyorum! Çünkü ne mutlu ya da ne yazık bize ki, biraz da bizim marifetimiz sayılabilir. Şimdiki toz duman, kargaşa görünümüyle …
Yazının Devamı »Mendirek için bir yazı…
Mustafa Dermanlı, yeni Mendirek sayısı çıkmadan evvel dergi yazarlarına mutat bir e-mail atar. Yazıların son gönderilme tarihini bildirir ve varsa yazılması gereken dosya konusunu, araştırma ve benzerlerinin haberini verir, yoksa serbest olacağımızı söyler. Bu e-maili alacağını bilmenin ayrı bir tadı vardır yazacak olan için. Bir işe koyulmanın habercisi, gizli bir …
Yazının Devamı »Adanın eski sofraları
1970’lerden beri Poyrazliman’daki evimizde çok sofra kuruldu, çok misafir ağırlandı.1980’lerin sonlarından itibaren, ben de bu sofraların parçasıydım. Eskiden her hanede fotoğraf makinesi olmadığından, sofralarla ilgili esas bilgi dilden dile dolaşan hikâyelerindeydi. Bu hikâyeleri, becerebildiğimce toplamaya çalıştım. Elimdeki bazı fotoğrafları bu hikâyelerle eşleştirebildiğimde de, ortaya adalı bir ailenin yaz sofralarına dair …
Yazının Devamı »Adada bir bayram sabahı
Bayramlar adada çok özeldi. Milli bayramlar da dini bayramlar da adalılar için festival havasında geçerdi. Zamanın zaten yavaş aktığı adada hazırlıklar, hayata mana katma, akışı biraz daha hızlandırma, sosyalleşme çabalarının yegâne sebeplerindendi ve belli bir ritüelin parçaları şeklinde uygulanagelirdi. Evimizin yan tarafı amcama ait boş bir arsaydı. Öğretmen lojmanlarının hemen …
Yazının Devamı »Yiğit Başak: Hayatımı resim yaparak geçirdim
Yiğit Başak; adada 20 yılı devirmiş, buranın koşullarına katlanmanın ötesinde adayla gönülden bağ kurmuş bir ressam. Rum Mahallesi’nde “Resim Evi” adlı atölyesiyle sanat ilgililerine yağlı boya tablolarını sunuyor ve satıyor. Burayı da ‘devamlı yağlı boya resim sergisi’ olarak tabir ediyor. Tuval ve tahta parçaları (ve lodos tahtaları) üzerine yaptığı rembetikoları, …
Yazının Devamı »Ütopyadan distopyaya(?)
Yaz başında, özellikle evladımız Ramazan’ın öldürülüşünden sonra, ada hakkındaki konuşmalara kulak kabartınca şu soruyu sormamak mümkün değildi: Yoksa ütopyadan distopyaya mı geldik? Bu kadar çabuk mu oldu bu? “Ütopya” dilimize girmiş olan bir kelime. Her şeyin mükemmel olduğu düşünülen yerler hakkında kullanıyoruz. Bir çeşit ideal-ülke diyebiliriz. İngiliz yazarı Thomas Moore …
Yazının Devamı »Asma Yaprağında Omlet
‘Asma Yaprağında Omlet’in tarihi Lodos Bozcaada’nın açıldığı günlere kadar gider. Hatta öncesine. Bir zamanlar, henüz daha ergen bir ortaokul öğrencisiyken ben, az gitmiş, uz gitmiş, annemin kaçıncı taşınma hazırlıkları bilmediğim bir zamanda pek çok yerden sonra, Beykoz’a taşınmıştık. Memur çocuğu olarak büyüyenler beni anlayacaklardır. Biz kaçıncı okulumuz olacağını hesaplayıp, bir …
Yazının Devamı »Bahriyeli Ziya
Geçmişe dair silik hatıralarla yüklü tozlu raflarda, teneke kutular veya albüm içlerine saklanmış onca fotoğraf ve kartpostalla doludur evlerimiz. Kimileri biriktirir anılarını. Kaç ev kaç gönül değiştirdiğinin bir önemi yoktur. Sandığında gizler tüm yaşanmışlıklarını, atmaz kıyamaz bir türlü! Gül rengi şarabıyla baş başa kaldığı bir akşam açar kapağını ve geçmişe …
Yazının Devamı »Turizm cephesinde yeni bir şey yok
Turizm, insanları birbirine yaklaştıran, farklı kültür ve coğrafyalar arasında köprü oluşturan, bireysel, yerel ve küresel barış ve hoşgörüye hizmet eden ticari bir etkinlik olarak anlatılmıştı bizlere. İlkokul, ortaokul yıllarında kutladığımız turizm haftalarında, biz hep böyle ya da benzer bir biçimde işittik turizmi. Biz turizmi öyle bildik; öyle bilmeye de devam …
Yazının Devamı »Bitmeyen işleri bitiren hayaller
Bu sayfada ada sanatını anlatmaya müzikle başladık. Sahne ve ses sanatlarıyla devam edip el sanatlarına geçiş yaptık. Yine aynı alandan önemli bir ada sanatçısını bu sayıda konuk ediyoruz. Bozcaada’da kurduğu cam atölyesi ile kısa sürede dikkat çekici işlere imza atan Zeynep Aksu ile iki tutkusu üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik… Zeynep …
Yazının Devamı »#bozcaadabizim #bozcaadaonların #bozcaadahepimizin
Yeni sayıda ne yazmalı diye düşünürken, hop diye gündemimize düştü ihale haberleri. “Nasıl yazmadan durayım? Nasıl sussun kalemim?” derken, biz ada sevdalıları direne direne kazandık… Demek ki neymiş? Birlikte olunca tüm zorluklarla mücadele edilebiliyor, bütün problemlere çözüm bulunabiliyor, geri adım attırılabiliyormuş. Emeği geçen herkese teşekkürler, tweet atan elleriniz dert görmesin! …
Yazının Devamı »Asırlara direnen konak: Kuşlu Konak
Düşünün ki, Bozcaada’da 19. yüzyılın ortalarında inşa edilen bir yapı bugün halen, aynı güzellik ve görkemiyle ışıl ışıl bir şekilde ayakta. Bu sayıda, adanın ‘kudretli’ olarak tanımlanabilecek yapılarından birine, Kuşlu Konak’a büyüteç tutuyoruz. İsimler mekânların karakterini yansıtır; ve hattâ yaşatır çoğu zaman. Bir mekânı geçmişinden koparmadan bugüne taşıyabilmekse, ülkemizde, kendi …
Yazının Devamı »Sonbaharın savrulan yaprakları
Biz, “Yaz bitti, sonbahar geç gelecek” derken, ne bilelim sonbaharın çınar yapraklarıyla beraber adanın sevilen simalarını ve adaya geçmişte iz bırakmış dostlarını da savrulup götürecek. 1999 yılında yine bir sonbahar eylülü, yazdan kalma günlerini yaşıyor. O zamanlar iki film birden sloganını aratmayan bir sinema platosuna hakim bir ada sonbaharı yaşanıyor. …
Yazının Devamı »Eskinin şarap fabrikası, bugünün oteli
Eskiyenler yenilenmeli, yenilerse çağın estetik anlayışına göre tekrar yorumlanmalıydı. Bu şarap fabrikası da yaklaşık 100 yıllık geçmişinin ardından yoğun bir restorasyon çalışmasıyla 2006 yılında butik tarzda mistik bir otel olarak hizmete girdi. Bozcaada’nın geçmişinde iki temel malzemenin yeri son derece elzemdi. Ahşap ve taş. Biri insanların başını sokacağı bir ev …
Yazının Devamı »Bozcaada’da 10 yıl geride kalırken
2007’nin yazında ilk kez adaya gelirken, gemide (arabalı vapura biz burada gemi diyoruz) nasıl büyük bir şaşkınlık yaşadığımı dün gibi hatırlıyorum. İnternette fotoğraflarda gördüğüm ada, bu değildi; oradaki ışıl ışıldı, bu gerçek hali ise çorak, neşesiz, soğuk görünüyordu. Gemi, limana girince her şey değişti; yüzüm aydınlandı. Haşmetli bir kale, kiremit …
Yazının Devamı »Eylülün ardı
Ekim ayına girdik şimdilerde. Ada Eylül 20’den sonra bir ıssız, sakin. Kapalı pek çok yer. Böyle zamanlarda yürüyüş yaparken hep anılarım aklımın bir köşesinde oluyor. Bir zamanlar Lodos varken, yani biz henüz restoran işletmeye devam ediyorken, sabahları dükkanı erken açmak en sevdiğim işti. Sokaklar ıssızken, henüz mahallede ve adada hayat …
Yazının Devamı »Ada var oldukça, üretim devam edecek
‘Ada Sanatının İçinden’ köşemizde bu sayıda da adanın çalışkan ve üretken sanatçılarından Nur Sütçü bize hikâyesini anlattı. Bozcaada’da el sanatları ve seramik çalışmalarıyla tanınan Nur Sütçü, “Çanakkale 18 Mart Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi – Geleneksel Türk El Sanatları Bölümü mezunuyum. Seramik sanatında 15 yıllık geçmişim var. Çini sanatı alanında geleneksel …
Yazının Devamı »Geçmişten bugüne Simyon Meyhane
Bu sayıda “Neydi, Ne Oldu?” köşemize adanın en eski ama halen var olan mekânlarından birini, Simyon Meyhane’yi taşıdık. Mendirek dergisinin misyonlarından biri, adanın geçmişiyle bugününü buluşturmak. Söz konusu Bozcaada olunca da, eskiye dair hikâye, konu bitmiyor haliyle. Bitmesin de zaten. Bazen söylenen bir şarkıda, bazen okunan bir şiirde ya da …
Yazının Devamı »Taki
Adamızın kalabalıklaştığı zamanlar başladı. Başladı diyoruz ama Nisan başından beri iyi bir yoğunluk yaşanıyor. Her ne kadar çoğunluk memnun olsa da özellikle esnafın para kazanması, kışı geçiren esnaf için iyi bir can suyu oldu. Kışın sessiz ve sakin geçen sokaklar ve ada yaşamını hareketlendirmek, yıllardır tüm yönetimlerin ortak gayesi olmuş, …
Yazının Devamı »
Bozcaada Dergisi Bozcaada'ya vuran fırtınalara ve dalgalara karşı