Classic Layout

Samimiyet dolu bir ada kitabı

“Kültür Kargası”nın bu bölümünde ‘dumanı üstünde’ bir ada kitabı var: Bozcaadalı Süleyman Güner’in kaleme aldığı ve ada öykülerinden oluşan “Lodos Ağacı”. Papirüs Yayınları’ndan kısa süre önce çıkan kitap Güner’in ilk kitabı. Aynı zamanda Bozcaada Mendirek dergimizde de uzun süredir denemeleri, şiirleri ve öyküleri yayınlanan Süleyman Güner’in kitabından önce biraz kendisini tanıtalım… …

Devamını Oku

Ne güneşler batıyor

Florida’da gördüğümüz gün batımı kutlaması adamıza çok yakıştı. Ancak bu haliyle değil. Son yıllarda adanın en popüler kültür turizmi etkinliğinin “gün batımı” haline geldiğini görünce sevinsem mi yoksa yerinsem mi bilemiyorum! Çünkü ne mutlu ya da ne yazık bize ki, biraz da bizim marifetimiz sayılabilir. Şimdiki toz duman, kargaşa görünümüyle …

Devamını Oku

Mendirek için bir yazı…

Mustafa Dermanlı, yeni Mendirek sayısı çıkmadan evvel dergi yazarlarına mutat bir e-mail atar. Yazıların son gönderilme tarihini bildirir ve varsa yazılması gereken dosya konusunu, araştırma ve benzerlerinin haberini verir, yoksa serbest olacağımızı söyler. Bu e-maili alacağını bilmenin ayrı bir tadı vardır yazacak olan için. Bir işe koyulmanın habercisi, gizli bir …

Devamını Oku

Adanın eski sofraları

1970’lerden beri Poyrazliman’daki evimizde çok sofra kuruldu, çok misafir ağırlandı.1980’lerin sonlarından itibaren, ben de bu sofraların parçasıydım. Eskiden her hanede fotoğraf makinesi olmadığından, sofralarla ilgili esas bilgi dilden dile dolaşan hikâyelerindeydi. Bu hikâyeleri, becerebildiğimce toplamaya çalıştım. Elimdeki bazı fotoğrafları bu hikâyelerle eşleştirebildiğimde de, ortaya adalı bir ailenin yaz sofralarına dair …

Devamını Oku

Adada bir bayram sabahı

Bayramlar adada çok özeldi. Milli bayramlar da dini bayramlar da adalılar için festival havasında geçerdi. Zamanın zaten yavaş aktığı adada hazırlıklar, hayata mana katma, akışı biraz daha hızlandırma, sosyalleşme çabalarının yegâne sebeplerindendi ve belli bir ritüelin parçaları şeklinde uygulanagelirdi. Evimizin yan tarafı amcama ait boş bir arsaydı. Öğretmen lojmanlarının hemen …

Devamını Oku

Yiğit Başak: Hayatımı resim yaparak geçirdim

Yiğit Başak; adada 20 yılı devirmiş, buranın koşullarına katlanmanın ötesinde adayla gönülden bağ kurmuş bir ressam. Rum Mahallesi’nde “Resim Evi” adlı atölyesiyle sanat ilgililerine yağlı boya tablolarını sunuyor ve satıyor. Burayı da ‘devamlı yağlı boya resim sergisi’ olarak tabir ediyor. Tuval ve tahta parçaları (ve lodos tahtaları) üzerine yaptığı rembetikoları, …

Devamını Oku

Ütopyadan distopyaya(?)

Yaz başında, özellikle evladımız Ramazan’ın öldürülüşünden sonra, ada hakkındaki konuşmalara kulak kabartınca şu soruyu sormamak mümkün değildi: Yoksa ütopyadan distopyaya mı geldik? Bu kadar çabuk mu oldu bu? “Ütopya” dilimize girmiş olan bir kelime. Her şeyin mükemmel olduğu düşünülen yerler hakkında kullanıyoruz. Bir çeşit ideal-ülke diyebiliriz. İngiliz yazarı Thomas Moore …

Devamını Oku

Asma Yaprağında Omlet

‘Asma Yaprağında Omlet’in tarihi Lodos Bozcaada’nın açıldığı günlere kadar gider. Hatta öncesine. Bir zamanlar, henüz daha ergen bir ortaokul öğrencisiyken ben, az gitmiş, uz gitmiş, annemin kaçıncı taşınma hazırlıkları bilmediğim bir zamanda pek çok yerden sonra, Beykoz’a taşınmıştık. Memur çocuğu olarak büyüyenler beni anlayacaklardır. Biz kaçıncı okulumuz olacağını hesaplayıp, bir …

Devamını Oku

Bahriyeli Ziya

Geçmişe dair silik hatıralarla yüklü tozlu raflarda, teneke kutular veya albüm içlerine saklanmış onca fotoğraf ve kartpostalla doludur evlerimiz. Kimileri biriktirir anılarını. Kaç ev kaç gönül değiştirdiğinin bir önemi yoktur. Sandığında gizler tüm yaşanmışlıklarını, atmaz kıyamaz bir türlü! Gül rengi şarabıyla baş başa kaldığı bir akşam açar kapağını ve geçmişe …

Devamını Oku

Turizm cephesinde yeni bir şey yok

Turizm, insanları birbirine yaklaştıran, farklı kültür ve coğrafyalar arasında köprü oluşturan, bireysel, yerel ve küresel barış ve hoşgörüye hizmet eden ticari bir etkinlik olarak anlatılmıştı bizlere. İlkokul, ortaokul yıllarında kutladığımız turizm haftalarında, biz hep böyle ya da benzer bir biçimde işittik turizmi. Biz turizmi öyle bildik; öyle bilmeye de devam …

Devamını Oku