Ana Sayfa / Sayılar / 2014 / Risk yönetimi mi, şeytanın avukatlığı mı?

Risk yönetimi mi, şeytanın avukatlığı mı?

Her şey yolundayken kimse, işlerin bir gün bozulabileceğini düşünmez. Doğamız gereği bizler olumlu olanı algılar olumsuz olasılıklara karşı daha mesafeliyizdir. Hastalanmadan sağlığımızı korumak, deprem olmadan önlemler almak, kazalara karşı tetikte olmak, çoğu  zaman, zorlandığımız durumlardır.

Düşünelim bir kere ya da şeytanın avukatlığını yapalım. Bozcaada’nın çevresinde bir petrol tankeri batsa ve büyük bir çevre felaketi yaşansa ya da bölgemizde bir deprem felaketi olsa; çok değil sadece bir yıl için Adamızda turizm yapılamasa ne yapardık. Büyük bir olasılıkla normal zamanlarda bile sezona kredi alarak giren adalılar ellerindeki mülkleri yok pahasına satarlar. Bu ada için bir felaket olur. Mülkler el değiştirildiğinde nasıl ekonomik, kültürel, toplumsal manzara ortaya çıkar bunu kimse bilemez. Anca sonuç ne olursa olsun, bu Adalıların lehine olmayacaktır.

Ancak turizm gibi değişken ve kırılgan bir ekonomik altyapı, daha sürdürülebilir, başka ekonomik etkinliklerle desteklenirse; ortaya çıkabilecek olumsuzluklara karşı daha dirençli olabiliriz. Örneğin Adamızda yeni yeni gelişmeye başlayan, yerel ürünler üretimi geliştirilebilir. Şimdiki gibi merdiven altı üretim değil, Beypazarı örneğinde olduğu gibi ulusal ve uluslararası pazara açılacak biçimde bir oluşuma gidilmelidir. Böylece adamız hem yeni bir iş koluna kavuşmuş olur, hem bu üretim alanı turizmi destekler, hem de turizmin çeşitli nedenlerle darbe gördüğü yıllarda adalıların nefes almasını sağlar.

O nedenle sorunların ortaya çıkmasından önce önlemler alınması gerekir. Problemler oluştuğunda çözüm yolları arama çabalarına “Kriz Yönetimi” denir. Kriz yönetimi genelde işe yaramaz ancak bizim alışkanlığımız budur. Hatta, “Akmayan çatıyı elleme” diyerek konuyu bir özlü sözle de anlatırız. O nedenle bizim gibi toplumlar problemlerini çözemezler.

Çağdaş ve akılcı anlayış ise “Kriz Yönetimi” değil, “Rik Yönetimi” olmalıdır. Olası riskler belirlenir ve neler yapılabileceği çok önceden tespit edilir. Bozcaada’nın da böylesi bir risk yönetimi anlayışına ihtiyacı vardır. Yazının başında vermeye çalıştığım örnek turizm üzerine; ancak  risk alanları bununla sınırlı değildir. Sağlık, ekoloji, eğitim, hayvancılık, balıkçılık akla gelen her alanda riskler belirlenip olası önlemler planlanabilir.

[Bu yazı Temmuz 2014’de Bozcaada Mendirek Dergisi’nin 1. sayısında yayınlanmıştır.]

Hakkında admin

Bunu Okumaya Ne Dersin?

Kaybol(ama)mak

Pastırma yazı neşelendiriyor bizi bu yıl da. Güneş tüm içtenliğiyle gülüyor hâlâ. Ada insanının tüm …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir