Ana Sayfa / Sayılar / 2015 / Mona Lisa ile selfie

Mona Lisa ile selfie

Fransa. Paris. Louvre. Dünyanın en ünlü eserlerini barındıran ünlü müze. Rembrandt, Rubens, Poussin, David gibi sanatçıların eserlerinin, Milo’nun Venüsü’nün sergilendiği yer. Ama bir eser var ki; özellikle görmeye gidilen, insanların önünde mahşeri kalabalıklar oluşturduğu eşsiz bir yapıt: Mona Lisa. Orijinal adıyla, La Gioconde.

Sanat, bilim ve ilgi alanına giren her alanda ortaya koyduğu yapıtlarıyla tarihe geçmiş İtalyan hezarfen (*) Leonardo Da Vinci’nin eseri. Leonardo, 1503 yılında yapımına başladığı portreyi ancak 1519’da bitirebildi. Çünkü o kadar detaylı, sırlarla ve mesajlarla dolu bir tablo yapıyordu ki, kısa sürede bitmesi zaten beklenemezdi. Üç yıl sonra tablonun yapımının üzerinden tam “5 yüzyıl” geçmiş olacak. Bugün karşısına geçip oturduğunuzda, güzelliği ve estetiği temsil eden öndeki kadının, yani Mona Lisa’nın bakışlarına, duruşuna ve yüzüne mi odaklanacaksınız, yoksa arka plandaki kısmen karanlık, kaotik ve belki de Leonardo’nun bilinçli olarak resmettiği “her güzelliğin arkasında bir karanlık vardır” mesajı vermek istediği o uçsuz bucaksız uzaklıklara mı, bilemiyorsunuz. Sırf bu nedenle, Mona Lisa’nın sol omuzunun arkasındaki köprüyü benim gibi çok sonraları fark edebilirsiniz.

Fransa. Paris. Louvre. Bir televizyon ekranı. Müzeyi tanıtan bir belgesel program. Kamera Mona Lisa tablosunu ve önündeki mahşeri kalabalığı gösteriyor. Ve tam o esnada, bir şey daha gösteriyor. Ellerinde şu meşhur selfie çubuğu denilen aparatla, sırtlarını tabloya dönerek Mona Lisa ile selfie çekinmeye çalışan turistleri. Çağımızın sanatseverliğinin geldiği nokta: Sanatçısının bitirmek için 16 yılını verdiği bir esere, tüketmek için ayırabildiğimiz zaman dilimi, bir selfie çekimi an kadar.

Türkiye. Bozcaada. Bir sokak. Kalabalık bir grup. Ellerinde selfie çubukları. Hiç üşenmedim, saydım. İnsanlar en fazla 40-50 metrelik bu sokakta selfie çekinmek (dikkat edin, fotoğraf değil) için tam yedi farklı noktada duraklıyorlardı. İşlem bitirildikten sonra, selfie çekilmeden önce poz vermek için yukarıya kalkan kafalar bu sefer aşağıya iniyor, telefonun ekranından çekilen pozlar inceleniyor, beğenilmeyenler siliniyor, olmazsa tekrar, tekrar ve tekrar çekiliyordu. Kimse etrafındaki güzelliklere gerçek anlamda bakmıyordu.

Türkiye. Bozcaada. Bir koy. İki insan. Ellerinde selfie çubuğu. Arkalarında ise, insanı “çağlardır bu topraklarda yaşayan insanlar gerçekten çok şanslı” diye düşündüren muhteşem ötesi bir günbatımı manzarası. Ben manzaranın muhteşemliğinin ve batan güneş ışıklarının yüzüme vuran tatlı sıcaklığının tadını doyasıya çıkarırken, onlar o manzarayı kendi bedenlerinin yarısıyla beraber küçücük bir kareye sığdırma telaşında. Selfie çılgınlığının ülkemizi ne kadar kısa sürede sardığının sayısız örneğine şahit olduk bu yaz Bozcaada’da.

-Arkadakiler yaklaşın biraz, gülümseyin, çekiyoruuum. Çkslik.

-Bakiim.

-Güzel çıkmış. Tamam hadi gidelim.

Teknoloji, zaman zaman geçmişi ve sırlarını günümüze taşımaya yardımcı oluyor. Tıpkı Mona Lisa’da olduğu gibi. Ancak günümüzde bu döngü tersine dönmek üzere. Teknoloji artık bugünü tüketir hale geldi.

Yazının konusu olduğu için yine selfie’den bir örnekle tamamlayayım istiyorum.

Bundan birkaç yıl sonra, insanların Bozcaada ile ilgili çektikleri fotoğraflara bakarken, 10 fotoğrafın en az yarısında, manzaranın ve sahnenin önünde bir ya da birkaç kafa göreceğiz. Bozcaada’nın onlara sunduğu sayısız güzelliği bu kadar çabuk tüketmelerine müsaade etmemeliyiz. Çünkü bu döngünün sonunda Bozcaada var. Tükenen, tüketilen zamanla birlikte Bozcaada olmasın. Bozcaada(lı) tükenen bağ çubuklarını düşünmeli. Onu tüketen çubukları değil.

(*) Hezarfen: Pek çok farklı disiplinde engin bilgiye sahip olan kişi. Özellikle antik dönemin bilim insanlarının çoğu, günümüz standartlarında hezârfen kabul edilir.

[Bu yazı Aralık 2015’de Bozcaada Mendirek Dergisi’nin 10. sayısında yayınlanmıştır.]

Hakkında admin

Bunu Okumaya Ne Dersin?

Kaybol(ama)mak

Pastırma yazı neşelendiriyor bizi bu yıl da. Güneş tüm içtenliğiyle gülüyor hâlâ. Ada insanının tüm …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir