Ana Sayfa / Sayılar / 2015 / Doğaya yabancı milenyum çocukları!

Doğaya yabancı milenyum çocukları!

Uzmanlar, bilim insanları, konuya hakim kişiler milenyumdan bu yana bu gezegen için sayısız tehlike sıraladı ve sıralamaya devam ediyor. Ama şundan bahseden hiç kimse olmadı henüz: “Çocuklarını doğadan ve onun barındırdıklarından uzak yetiştiren yeni nesil ebeveynler.”

Ayakkabısı kirlenecek, çamur olacak diye toprağa basmaktan korkan çocuklar… Nisan yağmurunda ıslanmaktan korkan, üzerine bir böcek, çekirge vs. düşecek ya da sıçrayacak diye ağaç altında oturmaktan, çimlere uzanmaktan korkan çocuklar… Markette, poşet ya da ambalaj içinde satılmadığı için hijyenik olmadığını düşündüğünden dalından meyve koparıp yemekten korkan, korkutulan çocuklar…

İçinde yaşadıkları doğaya yabancılaştırılan bir nesil ortaya çıkacak bundan 20-30 yıl sonra. Tanımadığı, üzerinde yaşadığı gezegen için faydalarını ve önemini bilmediği doğayı koruması beklenemez böyle bir neslin. Bence asıl tehlike bu.

Asmadan üzüm koparıp, o üzümü sadece yıkayarak yiyebileceğini bilmeyenler var. Köyden gelen, yeni yapılmış, tamamen doğal keçi peyniri ve koyun yoğurdunu yemekten korkan ebeveynlerin yetiştirdikleri nesillerin ileride, “Ürünlerin nasıl elde edildiğini, nasıl üretildiğini ve ne şekilde son hallerini aldıklarını kesinlikle merak etmeyecek ve bilmeyecek bir nesil ortaya çıkması” şeklinde bir risk oluşturması ihtimali de var.

Bugün bu ülkede, 1990 – 2000 arasında doğmuş çocuklara “Karaca Arboretumu” ya da “Atatürk Arboretumu” nedir, nerededir diye sorsanız yarıdan fazlası cevap veremez. Çünkü varlıklarını dahi bilmiyorlar. Tabii zenginlik bakımından dünyanın sayılı ülkelerinden biri olan Türkiye’de bu durum oldukça can sıkıcı.

Ailelerin, çocuklarını doğayı keşfetmek konusunda daha fazla teşvik etmesi gerek. Bugün aileler, çocuklarını ödüllendirmek için pek çok bahane bulabiliyor. Okula başladı, ilk 5’ini aldı, ilk ‘aferin’ini aldı, ilk ‘pekiyi’sini aldı, sınıfını geçti, takdir/teşekkür aldı, sınavdan iyi puan aldı gibi pek çok olayın sonucunda çocuklar ödüle boğuluyor. Ancak o ödüller her seferinde illa ki çağımıza uygun olduğu düşünülen şeyler oluyor. Diz üstü bilgisayar, cep telefonu, oyun konsolu, dijital ya da elektronik farklı pek çok şey.

Ya da başka bir yöntem olarak (eğer çocuk bebekse) tamamen anne-babayı rahat bırakması için, ebeveynlerden birinin sahip olduğu tablet bilgisayar gibi herhangi bir elektronik cihaz, oyalansın diye çocuğun eline tutuşturuluyor. Mesleğim gereği bu sahneye sayısız kez şahit oldum.

Özetle; geleceğin çocukları teknolojiye kurban edilirken doğaya yabancılaştırılıyor ve ne yazık ki bu bilinçli olarak yapılıyor. Japonya’da okullarda çok önemli bir şey öğretilir: “Bugün diktiğiniz bir ağaç, 30 yıl sonra gerçek boyuna ulaşacak ve dünyaya katkı vermeye başlayacak. Yani siz bugün diktiğiniz bir ağaçla, sizden sonraki nesillerin geleceğini hazırlıyorsunuz.”

Umut verici değil mi?

[Bu yazı Ekim 2015’de Bozcaada Mendirek Dergisi’nin 9. sayısında yayınlanmıştır.]

Hakkında admin

Bunu Okumaya Ne Dersin?

Kaybol(ama)mak

Pastırma yazı neşelendiriyor bizi bu yıl da. Güneş tüm içtenliğiyle gülüyor hâlâ. Ada insanının tüm …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir